İsrail'e tabii ki muhtaç değiliz ancak...
Baykar Makina Ar-Ge ekibi olarak faaliyete başladığımız günden bu yana havacılık dünyasında adeta bir paradigma değişimi yaşatan İnsansız Hava Aracı Sistemi teknolojileri konusunda Milli çözümlere yönelmek adına, tarihimizden bu yana havacılık alanında yaşanmış acı tecrübelerimizden de ders alarak tekrardan havacılığı son noktada yakalama şansına İHA teknolojilerinde yapacağımız atılımlar ile olacağını, başkalarından aldığımız bu tip sistemlerin bize ekonomik anlamda zararından çok daha öte ülkemizi yabancı boyunduruğuna mahkum edeceğini bulunduğumuz her ortamda, birlikte faaliyet gösterdiğimiz her insana dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. Çapımız ufakda olsa bu alanda atılacak her adım, geliştirilen her sistem ülkemiz için bir kıvılcım tutuşturacağına inandık. Bunu sadece sözle değil, yürüttüğümüz faaliyetlerle gerçekleştirdiğimiz uçuş demoları ile de yani teknik olarak da destekledik. Zaten bizim gibi KOBİ ölçeğinde olan bir firmanın ortaya çıkıp havacılık alanında ülkemizi dünya seviyesinde lider konuma ulaştırma idealini sözle anlatması ve buna da itibar edilmesi pek olası bir durum değildi, halen de öyle. Biz ancak yaptıklarımızla, ortaya koyduklarımızla konuşabilirdik. Dolayısıyla hiçbir zaman yapmadığımız, geliştirmediğimiz, başarılı bir şekilde tamamlamadığımız hiçbir projeye dayanarak da ortaya çıkmadık.
Böylesine hızlı gelişen bir teknoloji ve ülke olarak önümüze sunduğu mutlaka kaçırılmaması gereken bu fırsatın bir an önce değerlendirilmesi için hiçbir destek almaksızın gece gündüz teknolojik bağımsızlık motivasyonu ile çalıştık. İlerleyen dönemlerde de şunu çok iyi fark ettik ki bu tip projelerde çok iyi teknik alt yapının ötesinde, projeye gönül vermiş, hedefe ulaşmayı adeta tutku haline getirmiş mühendislere ihtiyaç çok daha fazladır.
Çalışmalarımıza başladığımız tarihlerde aslında hedeflerimiz bugünkü ulaştığımız noktanın çok üstünde olan hedeflerdi. Platform veya gövde üretmekle uğraşmak yerine o dönem ülkemizde hiçbir kurum tarafından yapılmayan uçuş kontrol güdüm sistemleri alt düzey kontrol ve bunun da ötesinde çoklu insansız hava aracı uygulamalarına odaklandık. Hazır aldığımız model uçak gövdelerinde bu sistemleri sahada uçuşlarla test ettik. Elektronik donanım ve yazılım tasarımı ile özgün geliştirdiğimiz Otopilot sistemi ile 1 Eylül 2003 tarihinde ilk otonom uçuşumuzu gerçekleştirdik. Muhtelif toplantılar, sunumlar, ulusal kongre ve konferanslarda başarılı bir şekilde uçuşu yapılan Otopilot sisteminin, çoklu İHA sistemleri mimarilerine ilişkin bilgileri sunarak, ülke çapında bu konuyla ilgili olarak farkındalık artsın, aynı zamanda bakın hiçbir destek olmadan KOBİ ölçeğinde olan bir firma olarak biz bunları gerçekleştirebiliyorsak aslında daha neler yapabiliriz düşüncesi yayılsın diye gayret ettik.
Yine bu ilk dönemlerimizde Savunma Sanayimizin büyük şirketleri olan TAI, Aselsan, Roketsan, SAGE vb. kurumları da ziyaret ederek, kendilerine çalışmalarımız detayları ile aktardık. Bu kurumlarımız ile birlikte neler yapabiliriz, nasıl katkımız olur sorularının cevabını bulmaya çalıştık ama somut bir noktaya varamadık. Hatta bazısına kullandığımız yazılım araçlarından kontrol teorisi ve tekniklerine kadar detaylar sunduk. Şimdi dönüp baktığımda görüyorum ki, Silahlı Kuvvetlere başarıyla teslim ettiğimiz Malazgirt Mini Helikopter Sistemi bir tarafdan engellenmeye çalışılırken bir taraftan da bu bahsettiğim kurumlardan biri tarafından kopyalanmaya çalışılmakta. Binlerce ülkemizin en iyi sayılabilecek mühendislerinin çalıştığı bu kurumlara yazık değil mi diyorum içimden.
O dönemki MSB ARGE Dairesi’ne de sadece manevi desteklerini almak için çok kez uğrayıp çalışmalarımızın durumu hakkında bilgi verirdik ve onlara “Ülkenin bu teknolojiye ihtiyacı var. İsteseniz de istemesenizde biz çalışmaları yürüteceğiz.” derdik. Orada görev yapan bir Tümgeneralimiz bizim heyecanımızı paylaşır, uçuş videolarımızı izler, kendi tecrübeleri doğrultusunda tavsiyelerini sunardı. Bir gün MSB’de hiç unutmuyorum savunma sanayi firmalarının çoğunun temsilcisi ve de ODTÜ Havacılık Bölüm Başkanı’nın olduğu bir ortamda beş adet bilgisayarı masanın üstüne kurup donanım çevrimli simülatör sistemi çalıştırırken bir yanda da sunumla sistemin detaylarını anlatırken bir anda o dönem DPT’den 3 milyon USD destekle insansız hava aracı yapmaya çalışan ODTÜ Havacılık Bölüm Başkanı’nın ortaya atılıp “sistemi milli olarak geliştirdiğinizi ifade ediyorsunuz ama GPS alıcısını siz mi yaptınız” sorusu ile provoke etmeye çalışması karşısında ben de “GPS alıcısını yapmak mesele değil, asıl uydusunu yapmak lazım ki buna şu an Avrupa’nın gücü dahi yetmiyor, finansal yükü büyük bir proje…” diye açıklama yapmaya çalışırken oturumu yöneten paşamızın müdahale ederek, “burada tabi ki koca bir üniversite ile bir aile firmasını karşılaştırmıyoruz ama yapılanlar da ortada!” diyerek toparlamaya çalışmasını hiç unutamıyorum.
Yine bu dönemler içerisinde Sn. Murad Bayar’ın SSM müsteşarı olarak atanması ile birlikte savunma sanayinde Türk tasarımlarına öncelik verileceği, yine 2004 mayıs ayında İHA’ların artık milli olarak geliştirileceği açıklamaları bu teknolojinin özgün olarak geliştirilmesi atmosferine olumlu bir etki yarattı. Bunun sonucu olarak bir yandan TAI tarafından yürütülmesine karar verilen 110 Milyon USD destekli bugün Anka olarak adlandırdığımız 3 adet hava aracı ve yer sistemi geliştirilmesi hedeflenen Özgün TİHA Geliştirme Programı başlatılırken, bir yandan da 2005 yılında rekabet usulüne dayalı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın ihtiyacının karşılanması için Mini İHA programı başlatıldı. Programa bizimle birlikte Vestel, ODTÜ ve Global firmaları katıldı. Benimde mezun olduğum okul olan ODTÜ aynen bir firma gibi Savunma Sanayi ihalesine katılıyor, mezun olduğum okul ile ihalede yarışıyoruz, çalışanları da okul öğrencileri. Bu tip bir garabet herhâlde başka bir ülkede olamazdı!
Bu firmalardan özgün olarak geliştirdikleri insansız hava araçlarını otomatik uçuş performansını gösteren uçuşlar yapılması isteniyordu. Sonrasında teklifler ile birlikte yapılan değerlendirmeler sonucunda kazanan belirlenecekti. Programa katılabilme şartı ise ki burası çok hassas bir nokta gövde ve/veya otopilotu özgün olarak geliştirme, yani yurtdışından hazır alınan bir otopilotla ama özgün bir gövde ile de bu programa katılınabiliniyordu. Bizim dışımızda katılan tüm firmaların otopilotu hazır yurtdışından tedarik edilmiş sistemlerdi, bizim ise hem otopilot hem de gövde özgün geliştirilmiş sistemlerdi. Rakip firmaların hazır Otopilot sistemi kullanmasına rağmen uçuş gösterinde başarılı olan sadece bizim sistemdi. 2005 Ekim’inde yapılan bu uçuşlar bizim için miladi bir tarih, çünkü burada yaşanılması muhtemel herhangi bir başarısızlık geleceğe yönelik köklü bir etkiye sahipti.
2005 Ekim’deki demolarda sadece bizim başarılı olmamız şüphesiz beklenmeyen bir gelişmeydi. Vestel gibi dev gibi bir isim, ODTÜ gibi devletten her türlü desteği alan bir üniversite ama bir yanda da uçuşları başarıyla tamamlayabilen ufak bir aile firması. Savunma sanayi dinamikleri açısından gerçekten pek alışılagelmiş bir görüntü olmasa gerek. Belki bu nedenledir ki birinci olarak seçildiğimiz bu uçuş demosundan sonra Mini İHA programına resmi olarak başlamamız yani sözleşmenin imzalanması bir yılı aşkın bir süre aldı.
2.6 Milyar dolarlık denizatı ihalesinin sözleşme görüşmeleri çok kısa sürebiliyor veya İsrail’den alınan Taktik İHA sistemleri bir ay gibi bir sürede sonuca ulaştırılabiliniyor, ancak herhangi bir destek olmadan milli ve özgün olarak geliştirilmiş bir İHA sisteminin KOBİ ölçeğinde yerli bir firmadan almaya karar vermek de bir yıl sürebiliyor!
Tabi bu tip teknoloji geliştiren firmalar için bir yıl gerçekten çok uzun bir süre, dünya ile rekabet edebilmek sahip olunan teknolojileri sürekli geliştirmekle mümkün olduğundan bu bir senelik bekleme periyodunda ARGE ekibi olarak faaliyetlerimiz aynı hızıyla devam etti. Özellikle bu süreçler esnasında askeri kesimden tanıştığımız vatansever insanlar, ihtiyaçları doğrultusunda bize verdikleri tavsiyeler, hatta görev yaptıkları bölgelere bizi davet etmeleri, sistemlerimizi bu bölgelerde test etme imkanı sunmaları bizim için çok önemli bir imkandı.
Bu maksatla hem sabit kanat Bayraktar Mini İHA Sistemi’nin denenmesi, hem de yeni yeni üzerinde çalıştığımız döner kanat helikopter Mini İHA’nın (Malazgirt İHA) konseptinin belirlenmesi için birçok kez Şırnak bölgesinde ilgili askeri birliklerimizi ziyaret ederek, buralarda çalışmalar yürütmemiz mümkün oldu. Özellikle, terörle mücadele edilen bölgenin kesikli arazi yapısı, düzlük yerlerin çok az oluşu helikopter tipi platformların daha uygun olacağı, noktaya iniş kalkış özelliğinin önemli bir avantaj olacağını değerlendirerek, hem de Mini İHA’nın sözleşmesinde bekleme sürecinde olduğumuzu da göz önünde bulundurarak helikopter üzerinde çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Yine herhangi bir destek söz konusu değil. O dönemki 2. Ordu Komutanımızın bu konuyla ilgili heyecan duyması ve ARGE ekibimizi bizzat bölgeye davet etmesi ile çalışmalarımız artık Şırnak’ta devam etmeye başladı. Elimizdeki tüm elektronik sistemler, yazılım geliştirme araçları, bilgisayarlar, deneyeceğimiz kit model helikopter parçaları ile Tugay içerisinde kurduğumuz atölyede ARGE ekibimizle yani bilgisayar mühendisinden elektronik mühendisine çalışanlarımıza adeta askerlik yaptırırcasına, bizzat tugay personeli ve askerlik görevini yapmakta olan yedek subay mühendis arkadaşlarla birlikte yapılan çalışmalar sonucunda geliştirdiğimiz sistemleri model helikopter platformları üzerine monte ederek birçok otonom uçuşlu keşif faaliyeti gerçekleştirildi. Bu atölyede seri imalat gibi alınan bir düzen ile 15 adet kadar helikopter sistemi entegre edildi. Yapılan bu çalışmalar raporlaştırılarak daha iyi, etkin bir sistem nasıl oluşur onun çözüm yolları arandı. Bu çalışmalarla birlikte kullanıldıkları dönem itibariyle bakıldığında Malazgirt İHA gibi mini insansız helikopter sistemi dünyada ilk kez TSK tarafından kullanılmıştır ve bunun da ilk adımı bizzat askeri kullanıcı ile birlikte Şırnak’ta atılmıştır.
Özellikle askeri teknolojideki ilerleme açısından örnek teşkil etmesi gerektiğini değerlendirdiğim bir yoldu bu. Amerika’da Battle Space’ler veya üniversitelerin araştırma birimlerine açılan askeri üsler de bunun bir örneği. O dönem içerisinde yaptığımız bu çalışmalar ve yine bu Tugay kapsamında farklı teknolojik araçların kullanılması ile terörle mücadelede artık teknolojiye göre asker yetiştirilmesi konseptine geçişin önemi ortaya çıkmaktaydı.
2006 Ekim’de Mini İHA sözleşmesinin imzalanması ve yürürlüğe girmesi ile birlikte Bayraktar Mini İHA Sistemi’nin yeniden tasarlanarak bir ürün haline getirilmesi çalışmaları ile devam edildi. Paralel olarak devam eden Malazgirt İHA çalışmalarının da sürdürülmesi için Bayraktar Mini İHA’nın ilk prototipleri, ilk otomatik iniş ve kalkış denemesi, hatta teslimat sonrası ilk eğitimler de Şırnak bölgesinde gerçekleştirildi.
Malazgirt İHA konusundaki faaliyetleri Ankara’da resmi heyetlere göstermek amacıyla Mamak’ta 15 Ağustos 2007’de tarihi bir demo gerçekleştirdik. Bu demo esnasında gövde tasarımı ile de özgün olarak geliştirilen Malazgirt helikopterleri aynı anda tam otomatik uçuş yapmaları suretiyle biri bir dağın tepesini, diğeri başka bir tepeyi gözlemleyecek şekilde simultane uçuş gerçekleştirildi. Çadırda kurulu TV ekranlarının birinde canlı olarak bir tepenin görüntüsü diğerinde ise başka bir tepenin görüntüsü aktarılmaktaydı. Bu tip bir demo yani aynı anda iki adet İHA sisteminin yan yana otomatik uçuş yapması herhâlde ülkemizde ilk defa gerçekleşmekteydi. Yine aynı gün içerisinde canlı olarak internet üzerinden bağlantı yaparak İstanbul’a bağlanıp, İstanbul’da kalkış yapan Mini İHA Sistemi gerçek zamanlı olarak Mamak’ta çadırdaki komutan tarafından komuta edilmiş aynı zamanda da gerçek zamanlı aktardığı görüntüler alınmıştır. Ağ merkezli harp doktrini açısından değerlendirildiğinde gerçekten de dikkate alınması gereken önemli teknoloji demonstrasyonlarıydı o gün Mamak’ta gerçekleşenler.
Mini İHA’nın ürün olarak ilk teslimatı tam bir yıl sonrasına planlanmıştı, teslimatın gecikmemesi gerekiyordu. Paraşütünden, gövde tasarımına, otopilot sisteminden, antenine vb. her detay çalışılarak ürün haline getirilen sistem ilk olarak Aralık 2007’de başarılı bir şekilde teslim edildi. Teslim edilmesi ile birlikte yoğun bir kullanım süreci başladı. Ekibimizle bizzat sistemin yanında olduk ilk altı aylık kullanımda. Bu süreç içerisinde her yönüyle sayısız geliştirmeler gerçekleştirildi ve bu sayede bugün 20 bin uçuşun üstünde bir uçuşla 160’dan fazla mini İHA hava aracı başarılı bir şekilde kullanılmaya devam etmektedir.
Hiç şüphesiz ki bu tip sistemlerin gelişimi, teknolojik açıdan ilerlemesi laboratuvar ortamlarından yapılan deneylerin ötesinde bizzat kullanıcılar ile yapılan etkileşim, birlikte çalışma ortamı ile sağlanmaktadır. Bu etkileşim kestirildiği an herhangi bir gelişmenin sağlanması çok zorlaşmaktadır. Bu nedenle bu tip özgün teknolojilerin geliştirilmesini engellemeye çalışan sinsi mihrakların yaptıkları ilk hamle geliştirenler ile kullananlar arasına perdeler örmektir. Bu sinsi mihraklar bunu öyle sinsice yapar ki yüzünüze karşı her açıdan sizi destekleyici nitelikte durum almakla birlikte, farklı ortamlarda akla hayale gelmeyecek dedikodulardan tutunda, karalamalara, altında imzası olmadığı saçma sapan yazılara kadar… Bu hep böyle olmuştur, böyle de olagelecektir. Önemli olan milli iradenin böylesine yavşakça ve haince hareket eden mihrakların oyununa gelmemesidir.
Mini tipi sistemlerde yaşanılan bu süreçler, elde edilen başarılı sonuçların daha büyük tipteki insansız hava aracı projelerinde de yaşanması için yine rekabet usulüne dayalı olarak SSM tarafından Taktik İHA Geliştirme Projesi başlatılır. Bu projeye de bizimle birlikte Vestel firması davet edilir. 35 kg taşıma kapasitesi, 18 bin feet irtifada 10 saat havada kalış vb. belirlenen kriterleri firmaların kendi imkanları ile geliştirdikleri hava aracı platformları ile uçuş demosu yapılmak suretiyle sergilemeleri talep edilir. O güne kadar elde edilen tecrübelerimizi ve projenin de önemini değerlendirerek bu proje ile ilgili çalışmalara 35 kişilik bir ekiple 2008 yılında başladık. Taktik sınıfı bir sistem olması nedeniyle yepyeni, güvenilirliği çok daha yüksek, kontrol sistemi olarak çok daha gelişmiş bir uçuş kontrol sisteminin elektronik ve yazılımı ile geliştirilmesinden, tamamen kompozit malzemeden imal edilen gövdesine, prototip çapraz yedekli yer istasyonu sistemlerinden, kullanıcı arayüzü yazılımına, içerisinde tekerleğin yer ile yaptığı sürtünmenin dahi modellendiği hassas simülatör sisteminden, tam yedekli komuta, kontrol ve izleme için kullanılan veri linki sistemlerinin geliştirilmesine kadar birçok detayı ile geliştirilen taktik İHA sistemi ilk uçuşunu haziran 2009’da Keşan havalimanında gerçekleştirdi. Bu uçuş esnasında herhangi bir aksaklık yaşanmadan kalkışından inişine kadar tam otomatik uçuş performansı sergilendi. Sonrasında 2009 Ağustos, Eylül aylarında Sinop havalimanında devam eden çalışmalarla sisteme hangardan çıktıktan sonra pist başına otomatik gidiş, iniş sonrası otomatik hangar dönüş vb. geliştirmelerle birlikte Ekim 2009 tarihinde Taktik İHA Sistemi bahsettiğim tüm aşamalar ile birlikte tam otomatik uçuş sergilediği 19,500 feet irtifa, 8 saat havada kalış, gece ve gündüz tam otomatik pist başı, kalkış, uçuş, iniş, pist başı performansı ile resmi heyet huzurunda gösterilmiş, ve Taktik İHA programında tüm performans kriterlerini başarılı bir şekilde tamamlayan tek sistem olmuştur. Bu başarılarını sergilediği dönem içerisinde İsrail’den alınan Heronlar dahi Batman’da İsrailli yer pilotları tarafından manuel iniş ve kalkış yaptırılıyordu. Bu açıdan bizim yerli teknoloji ile tam otomatik iniş ve kalkışın ötesinde otomatik taksi, iniş sonrası otomatik hangara dönüş, piste teker koyduktan sonra otomatik fren yapması vb. birçok özellik maalesef bazıları tarafından anlaşılması çok zor olmuştu, hatta anlaşılamadı da.
Sonrasında 2010 ocak ayından gerçekleştirilen Savunma Sanayi İcra Kurulu’nda Taktik İHA programını kazanan firmanın KaleBaykar olduğu açıklanmış, 12 adet Taktik İHA alımı için sözleşme görüşmelerine başlanması kararı alınmıştır. O gün bugündür hala sözleşmemiz imzalanmadı. Taktik İHA’larımız 2009 Ekim’den bu yana da hangarda duruyor. Bir yanda icra kurulu kararı var bunu onaylayan Başbakan, Genel Kurmay Başkanı ve Savunma Bakanı bir yandan da 18 aydır uygulanmayışı. Bir yandan da bakıyoruz ki bu ihalede bize karşı kaybeden taraf olan Vestel ödüllendirilmiş 6 adet Taktik İHA siparişi sözleşmesi imzalanmış durumda. Rekabet usulüne dayalı bir ihalede kaybeden tarafla da sözleşme yapılabilirmiş. Sözleşme imzalamak için Cumhuriyet tarihinde ilkleri gerçekleştirerek Sinop’ta uçarak performans kriterlerini sağlamak değilmiş marifet, marifet bürokrasi koridorlarında uçabilmekmiş.
Birçok detayına giremediğim bir sürü aşamanın sonucunda bugüne kadar ortaya koyduğumuz bunca gayret, sonuç ve başarıya rağmen, TAI tarafından 110 Milyon dolar devlet desteği ile yürütülen ve 2004 yılından bu yana yüzlerce mühendisin çalışmasına rağmen henüz düzgün bir şekilde uçuş gerçekleştirememiş, yine Amerika’dan ihraç lisansı ile ithal edilen otomatik iniş kalkış sistemi, ataletsel seyrüsefer sistemine (INS-GPS), aviyonik bilgisayarı vb. en kritik bileşenlerinin hazır alındığı Anka İHA sisteminin lanse edilerek, tamamen özgün bir şekilde geliştirilmiş ve de detayları ile bahsettiğim tam otomatik uçuş performansını tamamlamış ve bütün bunları 5 krş SSM desteği almadan geliştirilmiş Bayraktar Taktik İnsansız Hava Aracı’ndan bahsetmemek, göz ardı etmek olur mu? Bu çalışmaların üstünü çizmek yerine altını çizmemiz gerekmiyor mu?
Sizlere soruyorum…

Zamaninda Nuri Demirag'a
Zamaninda Nuri Demirag'a yapilanlari dusununce sizlerin basina gelen bu olayi hic yadirgamadim.Haydi o zamanlar ne internet vardi ne de birsey ama simdi adamlar Facebook'u, Twitter'i kullanarak devrim yapiyor o kucumsedigimiz Arap ulkelerinde, burada bir Turk sirketi kendi imkanlari ile Askerimizin yararlanabilecegi, kimseye agiz burun bukmeyecegi, yabanci teknisyen/muhendise ihtiyac duymayacagi stratejik bir makina uretiyor, bizler yine bakiyoruz.Elbet bir gun sizin degeriniz bilinecektir.Yaptiginiz is para ile yapilacak bir is degil, olsa idi deve yuku ile parasi olan kurum/kuruluslar sizden daha basarili olur idi ama olamadilar.Birileri en sonunda anliyacak, o deve yuku ile parasi olan kuruluslarda calisanlari oraya baglayan tek organik bag lira bagidir.Burada ise bir tutkudan bahsediyorsunuz, iste TAI'de Vestel'de, Odtu'nun o havacilik baskaninda olmayan sey bu, tutku.
Bağdat
Sıkmayın canınızı ve birşey olmamış gibi devam edin. Yukarıdaki yazınızı ben okuyor isem karar verenlerde okuyacaktır. Yanlış hesap Bağdat tan döner. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.
İnsan Bu yazılanları okuyunca inanamıyor
Sizin gibi mühendisleri gördükçe ve okudukça öyle gururlanıyorum ki... bide bu kadar çalışmaya başarıya rağmen bu yaşadıklarınızı görmek de bi okadar üzücü, ne diyeyim başımızdakilere ALLAH AKIL FİKİR VERSİN...
İşte bizim ülkece gelişimimiz
İşte bizim ülkece gelişimimiz böyle kesildi hep, uçak fabrikasının kapatılma fikride böyle bir anlayışın ürünü ,araba üretmeyip yedek parça ile üretimi ile yetinmek'de! . Ama umutsuz olmamak lazım.
sizlere soruyorum sorusuna cevap!
Bize sormayiniz efendim biz maalesef vurdumduymaz milletiz. Bu aci ama gercek olan makale ye yorum yazan okuyucu sayisina bakarak anlarsiniz ne kadar vurdumduymaz oldugumuzu. Demekki sizde birokrasi de kulis yapacaksiniz biz ancak bundan anlariz icimiz kan aglaya aglaya !!! basardiklariniza minnettariz devamina duaciyiz.
uzucu
uzucu,insan ne diyecegini bilemiyor.mahkemeye gidin,olmazsa uluslarasi mahkemelere gidin,yada urununuzu dis ulkelere satinda turkiyede bazi insanlarin yuzu kizarsin.